13/3/2008 - DİNİ HİKAYELER-2
YEŞİL ELBİSE
Yolda karşılaştıgımızda ezan okunuyordu
-Gel seni camiye götüreyim dedim
-Sende benim camiye gitmedigimi biliyorsun dedi
-biliyorum ama sebebini gerçekten merak ediyorum
-Ne bileyim olmuyor işte dedi hem pantolonumun
ütüsü bozulup,dizleri çıkar diye endişe ediyorum.
Gayri ihtiyari gülmeye başladım
-Heralde şaka yapıyorsun,dedim.Bunun içi cami terk
edilirmi?
-Ciddi söylüyorum, dedi giyimime ve özellikle yeşile
düşkün oldugumu bilirsin.
Gerçekten öyleydi.Giydigi bir birinden güzel elbiselerde
yeşil
başka tonundan seçerve her zaman ütülü tutardı.
-Peki dedim hayatında hiç camiye gitmedinmi?
-Çocukken dedemle bir kaç kez gitmiştim dedi.Hem
oyaşlarda dizlerim aşınacak diye endişe etmiyordum .
Fakat
şimdi camiye gidebilecegimi zannetmiyorum.
Söyledikleri beni son derece şaşırtmıştı ve bu konuyu
açtıgıma pişman etmişti.Daha sonra el sıkışıp ayrıldık.
Onunla konuşmamızdan 2 ay sonra,kendisinin camide
oldugunu soylediler.Hemen gittim.Bahçedeki namaz
saflarının en önünde duruyordu ve üzerinde yine yeşiller
vardı.
Yavaşça yanına yaklaştım ve kısık bir sesle.
-Hani dedim camiye gelmeyecektin?
Hiç sesini çıkarmadı.Çünkü musaalla taşının üzerinde
yeşil
ortulu tabutun içinde
yatıyordu..
CÜNEYT SUAVİ
BAHAR
Brooklyn köprüsünde, bir bahar günü , kör bir adam dilencilik yapıyormuş. Dizlerinin dibine bir tabela koymuş. Üzerinde "DOĞUŞTAN KÖR" yazılıymış.
Herkes dilencinin önünden geçip gidiyormuş. Bir REKLAMCI bunu görmüş. Tabelayı almış arkasına bir şeyler yazmış, olduğu yere tekrar bırakmış.
Ne olduysa olmuş..... Gelip geçen ve bu tabeladaki yeni yazıyı okuyan herkes, başlamış dilencinin önündeki şapkaya, habire para atmaya....
Bir cümle yetmiş onca kişiyi etkilemeye ve dilencinin şapkasının kısa sürede ağzına kadar parayla dolup taşmasına...
GÜZEL BİR BAHAR GÜNÜ... AMA BEN BAHARI GÖRMÜYORUM...
ÜMIT
Ilkokulda okuyan oglum, yakin arkadaslarindan birini evimize getirmisti. Ödevleri bittiginde, kücük misafirimizi konusturmak niyetiyle: -Bisikletin varmi? Tatil yakin biliyorsun.. diye sordum. Sorumla fazla ilgilenmemis görünerek: -Annem simdilik yeterli paramiz olmadigini söyledi. Herhalde daha sonra alabiliriz. Cocugun bu sözleri, durumlarinin yakinda düzelecegine dair inancini gösteriyordu. Hele hele "simdilik" ifadesinde kuvvetli bir teslimiyet vardi. Daha sonra ona, parktaki agacin altinda rastladim. Cimenlerin üzerine cömelmis vaziyette karincalari seyrediyordu. Beni farkettiginde yavasca yanina sokuldum ve okula babasiyla gidip gitmedigini sordum. -Babam kaza gecirdigi icin hastahanede. Okula simdilik yalniz gidiyorum, dedi. Tatile bir hafta kala onu tekrar gördüm. Tertemiz giyinmis, saclarini da ortadan ayirmisti. Yanagini oksayarak: -Bugün cok §Iksin. Yoksa babani görmeye mi gidiyorsun? diye sordum. Cocugun hafif bir tebessümden sonra söyledigi sözler, dünyayi "yasamaya deger" hale getiren iman nimetinin bütün güzelligini sergileyerek kulaklarimda yankilandi. -Hastahâneye gitmiyorum efendim. Babam öldügü icin, onu simdilik göremiyecegim.

|