13/3/2008 - BABAMI İSTİYORUM
BABAMI İSTİYORUM 
Adam yorgun argın eve döndüğünde 5 yaşındaki çocuğunu kapının önünde beklerken buldu. Çocuk babasına, "Baba bir saatte ne kadar para kazanıyorsun" diye sordu... Zaten yorgun gelen adam, "Bu senin işin değil" diye cevap verdi. Bunun üzerine çocuk "Babacım lütfen, bilmek istiyorum" diye üsteledi. Adam "İllâ da bilmek istiyorsan 20 milyon" diye cevap verdi. Bunun üzerine çocuk "Peki bana 10 milyon borç verir misin" diye sordu. Adam iyice sinirlenip, "Benim senin saçma oyuncaklarına veya benzeri şeylerine ayıracak param yok. Hadi, derhal odana git ve kapını kapat" dedi. Çocuk sessizce odasına çıkıp kapıyı kapattı. Adam sinirli sinirli "Bu çocuk nasıl böyle şeylere cesaret eder." diye düşündü. Aradan bir saat geçtikten sonra adam biraz daha sakinleşti ve çocuğa parayı neden istediğini bile sormadığını düşündü, "Belki de gerçekten lazımdı"... Yukarı çocuğunun odasına çıktı ve kapıyı açtı... Yatağında olan çocuğa, "Uyuyor musun" diye sordu. Çocuk "Hayır" diye cevap verdi... "Al bakalım, istediğin 10 milyon. Sana az önce sert davrandığım için üzgünüm. Ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim" dedi... Çocuk sevinçle haykırdı, "Teşekkürler babacığım"... Hemen yastığının altından diğer buruşuk paraları çıkardı. Adamın suratına baktı ve yavaşça paraları saydı. Bunu gören adam iyice sinirlenerek, "Paran olduğu halde neden benden para istiyorsun?... Benim, senin saçma çocuk oyunlarına ayıracak vaktim yok" diye kızdı... Çocuk "Param vardı ama yeterince yoktu " dedi ve yüzünde mahcup bir gülücükle paraları babasına uzattı; "İşte 20 milyon...

ÇOCUK GİBİ DÜŞÜNMEK
O gun hava cok kötüydü.. durmadan gok gürlüyor, bardaktan bosanir gibi yagmur yagiyordu....kücük kiz yine de her sabahki gibi annesinin sesiyle uyanmis, kahvaltisini etmis ve her gun yürüyerek gittigi okluna dogru yola koyulmustu... ancak gökyüzünde simsekler birbiri ardina o kadar gürültüyle cakiyordu ki, kücük kizin annesi "yavrum bu havada yolda yürürken korkmasin?" diye telaslandi.. arabasina atladigi gibi yolda kizini aramaya basladi... derken bir bakti,kücük kizi az ilerdeydi..minik minik adimlarla yürüyor, ama ne zaman simsek caksa durup gökyüzüne bakiyor ve gülümsüyordu..... annesi önce bir anlam veremedi ama kizin niye böyle yaptigini cok merak etmisti, nihayet arabayla ona yaklasip sordu: "Yavrum hic korkmadin mi bu havada yalniz yürümekten...? Hem nezaman simsek caksa durup yukari bakarak öyle napiyorsun...?" Kücük kiz cevap verdi:
"Gülümsüyorum... cünkü Allah fotografimi cekiyor..."
GÜZEL BİR HİKAYE
Hikayeleri güzel yapan onların gerçeklikleri değil
insanlara vermek istedikleri mesajlardır...
Onlarda "aşk" vardır,"estetik" vardır,"hüzün" vardır,"hasret"
vardır,"ayrılıklar ve kavuşmalar" vardır...
Ve tabii onları asıl güzel kılan ve gönül antenlerimizi
kendisine çeviren "mutluluğun anahtarı" vardır...
Hikaye bu ya...
Memleketin anlı şanlı padişahı bir hastalığa yakalanır,
hekimler bir türlü deva bulamazlar...Nihayet uzak diyarlardan
gelen bilge bir hekim Padişahı gördükten sonra Saray'dakilere;
"eğer Padişah'ınızı sıhhatte görmek istiyorsanız memleketteki en
mutlu insanı bulup onun gömleğini Padişah'a giydireceksiniz",der...
Bunu bir emir olarak telakki eden saray ahalisi ve askerler memleketin dört bir yanına dağılarak bu "en mutlu insan"ı aramaya koyulurlar...Ama nafile!..Kime gitseler yüzünden düşen bin parça ve herkesin bir derdi var...Memlekette neredeyse taramadıkları,gitmedikleri köşe kalmamıştır...Tam umutları tükenmek üzereyken küçük bir köydeki yaşlı bir adam askerlere;
"sizin aradığınız o adamı biliyorum...Dünyanın en mesut adamı olduğunu hem ben gözlerimle gördüm hem kendisi söyledi...Biraz zahmetli olacak ama şu dağa çıkarsanız orada küçük bir
kulübede kendi halinde yaşadığını görürsünüz...Ona derdinizi
söyler,çaresini öğrenirsiniz" der...
Askerler bu sevinçli haberden sonra zor ve zahmetli de olda dağa tırmanırlar ve adamın küçük kulübesine gelirler...Sevinçle
adama konuşmaya ve dertlerini anlatmaya başlarlar...En sonunda adamdan çok küçük bir ricaları olduğunu ve bunun karşılında kendisine büyük hazineler sunacaklarını söyler ve heyecanla ve sevinçle adamın kendilerine vereceği o gömleği beklerler...
Bütün bu olanları ve konuşulanları şaşkınlık içinde dinleyen
memleketin "en mutlu adamı" başını sağa ve sola hafifçe sallayarak;
"...AMA BENİM BİR GÖMLEĞİM YOK Kİ!.." DER...
Peki mutlu olmak için sizin neyiniz var?...

|